Anamenü

Gezinti

Kullanıcı girişi

Online Olanlar

Şu an 0 users ve 1 ziyaretçi çevrimiçi.

Sitelerimiz

Tatile Dogru

Son yorumlar

Travel-Tatil.com

turizm

‘Her şey dahil’e kalite de dahil mi?

Fettah Tamince'nin "Her şey dahil sistemden vazgeçiyoruz" açıklaması tartışma yarattı...

Antalya’da başlayan ve hızla tüm Türkiye’ye yayılan, hem yerli hem de yabancı turistler tarafından tercih edilen otellerde her şey dahil sistemi kaliteyi düşürdü mü? Rixos otellerinin patronu Fettah Tamince’ye göre bu sorunun yanıtı evet. 1 Mayıs 2011’de Bodrum’daki otellerini ve Antalya’daki Sheraton’ı ‘her şey dahil’ sisteminden çıkaracak olan Tamince, bu kararlarının nedeninin daha fazla para kazanmak değil, hizmet kalitesini artırmak olduğunu söylüyor. Özellikle kalabalık aileler tarafından rağbet gören, “bir kere öde, her şeyden faydalan” şeklinde özetlenebilecek her şey dahil sistemi, kimi işletmecilere göre tek çıkar yol, kimilerine göreyse uzun vadede işletmeye zarar veren, vazgeçmekte geç bile kalınmış bir yöntem. Sektörün “en”lerine “her şey dahil”i sorduk, işte farklı görüşler...

İstanbul hedefi tutturamadı!

Avrupa Kültür Başkenti İstanbul'a, bu yıl 10 milyon turist gelmesi hedeflenirken, yılın 7 aylık döneminde sayı 4 milyon 258 bin 118'de kaldı. Yılın bitmesine 5 ay kala ortaya konulan istatistikler, İstanbul'un 10 milyon turist hedefine ulaşılmasının zor olacağını gösteriyor.

AA muhabirinin İstanbul Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nden aldığı bilgiye göre, 2010 yılı Ocak-Temmuz döneminde Atatürk ve Sabiha Gökçen havalimanları ile Haydarpaşa, Pendik ve Karaköy limanlarından İstanbul'a toplam 3 milyon 912 bin 908 yabancı turist girişi oldu. Ayrıca Edirne'deki Kapıkule, İpsala, Pazarkule ve Hamzabeyli kara hudut kapıları ile Kapıkule ve Uzunköprü gar hudut kapılarından giriş yapan yabancılardan 3'te birinin İstanbul'a geldiği belirlendi. Böylece İstanbul'a gelen yabancı ziyaretçi sayısı toplam 4 milyon 258 bin 118 olarak gerçekleşti.

Bu verilere göre, İstanbul'a gelen yabancı sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,9 oranında azaldı.

Turizm rekabetinde kazanan Türkiye

"Avusturyalı turistlerin tatil için ilk tercihleri Türkiye oldu..." Bu saptama, Avusturya'nın önde gelen gazetelerinden Salzburger Nachrichten'e ait. Haberde, Türkiye'ye rağbetin en büyük sebebi olarak 'Yunanistan'ın tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birini yaşaması' gösterildi. Gazetedeki haberde, "Yaşanan son gelişmeler Avusturya halkının Yunanistan'a bakışını değiştirdi. Çünkü dinlenmek veya eğlenmek amacıyla tatil yapan hiç kimse, tatilinin ortasında bir protesto gösterisi veya grevle karşılaşmak istemez. Türkiye, bölgedeki turizm rekabetinden karlı çıkan taraf" ifadelerine yer verildi. Avusturyalı turistlerin Türkiye'yi tercih etmelerinin ikinci önemli sebebi olarak ise tatil köylerinde uygulanan "her şey dahil" sistemi gösterildi. Avusturya'dan Türkiye'ye her yıl ortalama 500 bin turist geliyor.

Bu mağaraya 114 bin turist gidiyor

15 bin yılda oluşan sarkıtlarla büyüleyen Damlataş Mağarası'na gelen turistlerin 2 binden fazlası astım hastası.

Antalya'nın Alanya ilçesinde, adını içerisindeki 15 bin yılda oluştuğu belirtilen sarkıtlardan damlayan su damlacıklarında alan Damlataş Mağarası, doğal güzelliğinin yanı sıra astım hastalığına şifa umuduyla yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oluyor.

İskele inşaatında kullanılmak üzere taş ocağı olarak tespit edilen yerde dinamit ateşlemesi sonucu 1948'de ortaya çıkarılan Damlataş Mağarası'nı, her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turist ziyaret ediyor.

Alanya Kalesi'nin alt kısmındaki Damlataş Plajı'nda yer alan mağara, deniz seviyesinin atında olmasına rağmen 760 milimetre hava basıncı, 22 derece ısısı ve yüzde 95 nem oranı ile ilçeye gelen turistlerin önemli uğrak yerlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Turistler en çok burayı ziyaret ediyor

İstanbul'da turistlerin en çok ziyaret ettiği yerlerin başında Yerebatan Sarnıcı, Miniatürk ve Panorama 1453 Tarih Müzesi geliyor.

Avrupa ülkelerinde yaşanan ekonomik kriz nedeniyle yılın ilk ayında kente gelen turist sayısında yüzde 4,6 azalma yaşanırken, Miniatürk, Panorama 1453 Tarih Müzesi ve Yerebatan Sarnıcı'nı ziyaret edenlerin sayısında geçen yılın ilk 6 ayına oranla yüzde 11'lik bir artış gözlendi.

2009 yılının ilk 6 ayında bu 3 müzeye gelen ziyaretçi sayısı 1 milyon 377 bin 162 iken, bu sayı 2010 yılının aynı döneminde 1 milyon 514 bin 878'e yükseldi.

Turist sayısı 8 milyona ulaştı

Türkiye'ye Ocak-Mayıs aylarında gelen turist sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10.14'lük artış göstererek, 8 milyon 70 bin 558'e ulaştı. Almanya yüzde 15.61'lik dilimle en çok turist gönderen ülke olurken, İran yüzde 9.17 ile ikinci, Rusya 8.40 ile üçüncü sırada yer aldı.

Kültür ve Turizm Bakanlığının internet sitesinden derlenen bilgiye göre, 2010 yılı Ocak-Mayıs döneminde Türkiye'yi ziyaret eden yabancı sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10.14 artış gösterdi. Bu dönemde gelen ziyaretçilerin 347 bin 75'ini günübirlikçiler oluşturdu.

Türkiye'ye en fazla ziyaretçi gönderen üç ülke sırasıyla yüzde 15.61 ile Almanya, yüzde 9.17 ile İran, yüzde 8.40 ile Rusya oldu. Bu ülkeleri İngiltere, Bulgaristan, Gürcistan, Hollanda, Suriye, Fransa ve Yunanistan izledi.

Doğu Anadolu'da turizm atağa geçecek

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine turizm için çok ciddi kaynak ayırdıklarını söyleyen Bakan Günay, ''Doğuda Van, iç doğuda Erzurum olmak üzere iki bölgede Doğu Anadolu turizmini ayacağa kaldırmaya çalışıyoruz'' dedi.

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, turizmin bulunduğu bölgede bütün üretici sektörler arasında ilişki kurmayı sağladığını, küçük esnafa kadar dayanan bir hizmet ağı imkanı sunduğunu ifade ederek, Hatay, Gaziantep, Urfa, Mardin ve Adıyaman'da, hatta Van'a, Kars'a Ağrı'ya İshak Paşa Sarayı'na kadar olan coğrafyada inanılmaz bir kültür turizmi potansiyeli bulunduğunu söyledi.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde geniş bir damak tadı, yemek kültürü ve gastronomi konusunda büyük zenginlik olduğunu dile getiren Günay, ''Terör asıl o bölgeyi olumsuz etkiliyor. Türkiye'nin batısında şu ana kadar biz düşe kalka çok iyi bir yere geldik Allah'a şükürler olsun ama Doğu ve Güneydoğu insanı turizmden büyük bir gelir elde edebilir. Büyük bir istihdam kapısı çünkü turizm'' diye konuştu.

Kars'ın tarihi yapısı

Doğu Anadolu Bölgesi’nin kuzeydoğusunda yer alan Kars, doğuda Ermenistan, güneydoğuda Iğdır, güneyde Ağrı, batıda Erzurum, kuzeyde de Ardahan ili ile çevrilidir. İl toprakları yüksek dağlarla kuşatılmış ve genelde batı-doğu doğrultusunda uzanan akarsularla derin biçimde yarılmış geniş bir plato görünümündedir. İlin Kuzeyini Kabak, Kısır ve Akbaba Dağları ebgebelendirir. Dumanlı Dağı (2.699 m.) ilin başlıca yükseltisi olup, doğusunu engebelendirmektedir. Güneyinde ise Karasu ile Aras Dağlarının uzantıları yer almaktadır. İlin belli başlı yükseltileri ise; Sarıkamış’ın güneyinde Çamyazı’ya doğru uzanan Süphan Dağı (2.909 m.), Allahuekber Dağları üzerindeki Allahuekber Tepesi (3.120m.), Kars Ovasının yakınlarında uzanan Ağadeveler Dağı (2.423 m.), Hacıhalil Dağı (2.366 m.), bu dağın kuzeyinde yer alan Borluk Dağı (2.450 m.), Arpaçay vadisinin güney kesimlerindeki Tarhan Dağı (2.617 m), Çıldır Gölü yakınlarındaki Kısır Dağı’dır. Bunların yanı sıra, Kars’ın kuzeydoğusunda Yağlıca Dağı (2.970 m.), Sarıkamış’ın güneyinde ise Aladağ (3.134 m.) yer almaktadır.

Nevşehir'in tarihi ve doğal güzellikleri

Nevşehir Mondros Mütarekesi günlerinde 12. Kolordu” ya bağlı 11. tümenin denetim alanı içindeydi. Karargâhı Niğde”de bulunan tümenin önemli silah ve cephane depolarından biri de Nevşehir”de idi.

Orta Anadolu, Mütareke”nin belirlediği paylaşım alanlarının dışında kaldığı için Nevşehir, Milli Mücadele yıllarında önemli bir siyasi olaya tanık olmadı. Bununla birlikte 4 Eylül 1919”da toplanan Sivas Kongresi”ne, Nevşehir adına bir delege katıldı: Dellalzade Hacı Osman Efendi. Hacı Osman Efendi, kongrede alınan bütün vilayet ve kazalarda Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Şubeleri oluşturulmasını öngören kararın Nevşehir”de uygulanmasına öncülük etti. Bu cemiyetin önde gelenleri Eyüp Bey, Müftü Süleyman Hakkı Efendi, Belediye Başkanı Ahmet Efendi idi. Bugün Nevşehir”e bağlı olan Avanos”ta da cemiyetin bir şubesi kurulmuştu.Bu cemiyetin çalışmalarında en etkin kişi Belediye Başkanı Nuri Bey”dir.

Afyon'un tarihi

Afyon adını M.Ö. 1340 yıllarında Hititler tarafından yaptırılan ve bu güne kadar ününü sürdüren kalesi ve yaklaşık 2300 yıldır ekilen haşhaş bitkisinden almıştır.

M.Ö. 7000 Yılından başlayarak günümüze kadar yerleşim yeri olan İlimiz sınırları içerisinde Hitit, Frig, Grek, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı gibi uygarlıklar egemen olmuştur.

Selçuklu Türklerinin 1071 yılında Anadolu’yu fethetmeleri sonucunda Afyon Türk’lerin hakimiyetine geçmiştir. Selçuklu Devletinin parçalanmasından sonra şehir bir süre Sahipoğulları’nın elinde kaldı. 1341′den sonra akrabalık ilişkileri sonucu Germiyanoğulları’nın yönetimine geçen kent II. Yakup Bey zamanında Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı topraklarına katıldı (1390).



Sitede Ara

Gözde içerik

Ilgili Reklamlar